2 Aralık 2011 Cuma

Diş çürüklerini önleyen çikolata

Türkiye'de çocuklarla ilgili buluşların sayısının önemli artış gösterdiği ve diş çürüklerini önleyen çikolata için de patent başvurusu yapıldığı bildirdi. 30.Kasım.2011,17:26:53


Adres Patent'ten yapılan açıklamaya göre, Türk Patent Enstitüsü (TPE) verilerine dayanılarak yapılan araştırma, Türkiye'de çocukların sağlık, eğitim ve güvenlikleriyle ilgili konularda buluşların sayısının önemli bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

1970'li yıllardan 1990'lı yılların sonuna kadar bir yıl içinde yapılan buluşların en fazla 10'u çocuklarla ilgiliyken, 2007-2011 yılları arasında bu sayı 50'nin altına düşmedi. Bugüne kadar çocukları konu alan buluşların sayısı 440'a ulaşırken, 2011 yılı içindeki patent başvurusu yapılan ürünler arasında diş çürüklerini önleyen çikolata da yer aldı.

Adres Patent Firması Patent Mühendisi Serdar Başkaya, çocuklarla ilgili yapılan buluşların son dönemde farklılık gösterdiğinin altını çizerek, ''Araştırmalarımız ortaya koyuyor ki son yıllarda çocukları konu alan buluşların içeriğinde de önemli gelişmeler olmakta. Buluş sahipleri çocukların güvenlik ve sağlığını korumaya yönelik buluşlar ortaya koyarken, eğlence ve psikolojik gelişim konularını da göz ardı etmiyorlar. Artık çocukların bedensel sağlıklarını ve güvenliklerini korumaları için farklı oyun alternatifleri meydana getiriliyor'' görüşünü aktardı.

Bu yıl içinde çocuklara yönelik kapsamlı buluşlar ortaya konduğuna dikkati çeken Başkaya, şunları kaydetti:

''Bu yıl içerisinde çocukları konu alan buluşlar arasında en dikkat çeken, diş çürüklerini önleyen çikolata oldu. 10. ayda patent başvurusu tamamlanan çikolata, içerdiği antikaryojenik, antibakteriyel ve yüksek flor içerikli maddeler sayesinde ağızdaki bakteri sayısını azaltıyor ve diş çürüklerinin önlenmesinde katkıda bulunuyor.

Faydalı model başvurusu yapılan mutlu sabun ise çocuklar için eğitici bir oyun ortamı sunuyor. Sabunun üzerindeki yüz görseli su ile temas ettiğinde gülümseyen bir yüze dönüşüyor ve el yıkamayı çocuklar için eğlendirici bir aktivite haline getiriyor. Çocuklara yönelik özellikle eğitim,sağlıkve güvenlik konulu buluş çalışmalarıTürkiyegenelinde artış gösteriyor. Önümüzdeki yıllarda çocuklarla ilgili yıllık 100 patent başvurusu sayısına ulaşacağımızı düşünüyoruz.''

Bol bol C vitamini tüketin

Uzmanlar, kış döneminde üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı bol bol C vitamini tüketilmesini öneriyor. 30.Kasım.2011,18:17:17


Manavgat Sağlık Grup Başkanı Dr. Aşur Eker, mevsim değişikliğine bağlı gribal hastalıklara karşı vücut direncinin C vitamini ile dinç tutulması gerektiğini söyledi.

Havaların soğuması ile birlikte üst solunum yolu hastalıklarının artış göstermeye başladığını belirten Eker, vücut direncinin güçlü olması için sebzeli yiyecekler dışında portakal, limon, greyfurt, mandalina, nar ve keçiboynuzu (harnup) pekmezi tüketilmesinin yararlı olacağını kaydetti.

Eker, "Vücut direncimizi güçlü tutmak için yazdan kalma beslenme alışkanlığından vazgeçelim. Gribal enfeksiyonlara karşı bol bol C vitamini deposu meyve ve sebze tüketelim. Bölgemiz, C vitamini bakımından çok zengin bir bölge. Çocuklarımıza, okula gitmeden kahvaltıda en az bir bardak portakal suyu ve süt içirelim." diye konuştu.

Tıp dünyası bu buluşu konuşuyor!

Amerikalı bilim adamları çocuk felcinden gribe tüm virüs çeşitleriyle baş edebilen, tıp dünyasında çığır açabilecek önemli bir buluşun eşiğinde. 01.Aralık.2011,12:35:01


MassachusettsTeknolojiEnstitüsü araştırmacılarından Todd Rider'e göre 'Draco', tüm insafsız virüs çeşitlerine karşı etkin olan bir etken madde. Rider, "Draco'yu bugüne kadar 15 farklı virüse karşı test ettik. Bunlar arasında grip virüsü,domuz gribiH1N1, mide-bağırsak gribi, çocuk felci ve dang virüsünü sayabilirim. Veilaçhepsinde etkisini gösterdi. Daha test etmemiz gereken birçok virüs çeşidi var. Umarım Draco bütün virüs çeşitlerine karşı etkili olur" diye konuşuyor.

Peki, bu ilaç nasıl birbirinden farklı bu kadar virüse karşı etkili olabiliyor? Cevabı çok basit. Çünkü ilaç virüsün kendisine değil, virüsün buluştuğu insan hücrelerine karşı saldırıya geçiyor. Rider, bunu şu sözlerle açıklıyor: "Virüsler canlı hücre içerisinde çoğalır ve sonra da o hücreleri öldürürler. Ardından da bir diğer hücreye sıçrarlar. İşte Draco da virüsün ilk bulaştığı hücreyi, daha virüs çoğalmaya fırsat bulamadan yok ediyor. Böylece diğer hücrelere bulaşmasını da önlüyor"

Virüslü hücre nasıl tespit ediliyor?

Araştırmacı Todd Rider'e göre Draco'nun virüs bulaşmış hücreleri tespit etmesi de çok kolay oluyor. Bunu ribonükleik asit yani RNA'ları izleyerek yapıyorlar. Virüsler hücre içerisinde çoğalmaya başladıklarında, çok uzun ve çift dizimli bir RNA şeridi oluşturuyorlar. Bu çift RNA şeridine normalde sağlıklı hücrelerde rastlanmıyor. Rider, Draco'nun, işte bu çift RNA şeritli virüs işlemiş hücreleri tanıdığını ve virüslü hücrelerin kendi kendisini yok etmesini sağladığını belirtiyor. Rider, "Böylece enfeksiyon da sona eriyor. Sağlıklı hücrelere hiçbir şey olmuyor" diye konuşuyor.

Rider ve ekibi, Draco'yu, farklı virüsler bulaştırılmış hücrelerde ayrı laboratuvar kaplarında denemiş. Ayrıca domuz gribi taşıyan farelerin tedavisinde de başarı sağlanmış. Rider Draco'nun normal soğuk algınlığından çiçek hastalığına kadar virüs kaynaklı hastalıkları ortadan kaldıracak evrensel bir ilaca dönüşeceğini düşünüyor.

'İlaç büyük risk de teşkil ediyor'

Ancak bu araştırmaya kritik yaklaşan birçok bilim insanı da bulunuyor. New York'taki Mount Sinai Tıp Okulu'ndan Mikrobiyolog Andrea Branch da bunlardan biri. Branch meslektaşlarının buluşunu takdirle karşılıyor ancak bu ilacın aynı zamanda büyük risk teşkil ettiğini savunuyor. Brach bu riski şöyle açıklıyor: "Eğer virüs çok sayıda hücreye bulaştı ise ve hücreler bir nevi intihara sürüklenecekse, bu hastayı öldürebilir. Eğer virüs az sayıda hücreye bulaşmış ise Draco işe yarayabilir. Ama örneğin Hepatit B gibi bir hastalıkta, enfeksiyon karaciğer hücrelerinin büyük bir kısmına yayıldığından, eğer hastalıklı hücreler öldürülürse, o zaman karaciğer yetmezliği baş gösterir. Ve hastayı karaciğer nakli olmadan kurtaramazsınız. İlacın virüsü değil de virüslü hücreleri öldürmesinin tehlikesi işte burada yatıyor."

Yine de Todd Rider ve ekibi araştırmalarına azimle devam ediyor ve bir sonraki etapta Draco'yu ebola ve HIV'e karşı test etmeyi hedefliyor.

Deutsche Welle Türkçe

Uzmanlar uyardı: Hemen ameliyat şart!

Çocuklarda kasık fıtığının görüldüğü gün aileye ameliyat önerilmesi gerekiyor. 02.Aralık.2011,10:09:01


Bir günlük bebekte bile kasık fıtığına rastlanması yine ameliyatı gerektiriyor. Ancak göbek fıtıklarında cerrahi müdahale için iki yaşına kadar beklenmesi şart. Uzmanlar, bu operasyonların korkutucu olmadığını belirterek, "ameliyattan değil, geç kalmaktan korkun." diyor.

Çocukluk çağında görülen fıtıklar, zamanında tedavi edilmezse hayati tehlikelere yol açabiliyor. AcıbademKayseriHastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Harun Reşit Ayangil, kasık fıtığı rahatsızlıklarında ailelerin yanlış yönlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor. Dr. Harun Reşit Ayangil, bebeklerin anne karnında iken kapanması gereken kasık kanallarının kapanmaması sebebiyle, karın içindeki organların bu boşluğa girebildiğini ifade etti. Ayangil, şu bilgileri verdi: "Normal süresinde doğan çocuklarda görülme riski yüzde 1 -3 oranında iken, erken doğumlarda bu oran yüzde 30'lara kadar çıkıyor. Karın içi basıncını artıran olaylar, potansiyel olan fıtığı ortaya çıkartıyor. Yani çocuğa bisiklet çarpınca fıtık olmuyor ancak o kanalda açıklık varsa, çarpma nedeniyle oluşan basınç, kanala organ sıkışmasına yani fıtığa yol açıyor. Kasık fıtıklarında tanı için, hekim muayenesi yeterli oluyor. Ultrason, boğulmuş fıtıklarda tanıda yardımcı olsa da, esas tanı yöntemi olarak muayene tercih ediliyor."

Kasık fıtıklarının görüldüğü gün ameliyat edilmesi gerektiğini anlatan Ayangil, "Özellikle erken doğan çocuklarda bu risk daha yüksek görülüyor. Çünkü kasıktaki kanalın boyu kısa ve dar oluyor. Oraya sıkışan bir organ, o bölgeden düşük ihtimalle kurtulabiliyor. Kız çocuklarda çoğunlukla yumurtalık ve tüpler sıkışıyor, erkeklerde ise sıkışan organ bağırsak oluyor. Pankreas hariç tüm organlar, fıtık kesesi içinde görülebiliyor. Kısa zamanda müdahale edilmezse o organ boğuluyor, beslenmesi bozuluyor ve o organ tahrip olabiliyor. Bu durumda basit bir fıtık ameliyatı çok zor, karmaşık bir hale bürünebiliyor. Kasık kanallarının iki yaşına kadar kapanabileceği ve beklenmesi gerektiğine dair halk arasında yanlış düşünceler bulunuyor. Ancak bunun bilimsel bir dayanağı yok." dedi.

Ayangil, kasık fıtıklarının görülme sıklığını, çocuğun kız ya da erkek olmasının etkilemediğini, ancak sağ ya da sol tarafa göre değiştiğini belirtti. Sağ kasıkta görülme oranı yüzde 60, sol kasıkta görülme oranı ise yüzde 30 olduğuna dikkat çekti. Yüzde 10 oranında da iki taraflı görüldüğünü açıkladı. Ayangil, "Özetle, eğer fıtık önce solda görülmüşse sağda ortaya çıkma riski daha yüksek oluyor. Bu nedenle solda çıkan fıtık ameliyat edilirken, sağ kasığa da bakmak gerekiyor. Ancak cerrahlar arasında bu konuda bir uzlaşma bulunmuyor. Ameliyattan korkulmasına gerek yok. Çocuklar, operasyondan iki saat sonra beslenmeye başlıyor ve aynı gün taburcu ediliyor. Yani ailelerin korkmasını gerektirecek bir cerrahi işlem olmuyor. Ameliyat edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek olumsuzluklardan daha çok çekinilmesi gerekiyor." diye konuştu.

Kızamık vakalarında artış

Avrupa'da kızamık vakalarında artış yaşandığı bildirildi. 02.Aralık.2011,14:55:46


Dünya Sağlık Örgütü'nden yapılan açıklamada, Avrupa'da yıllardır düşüşte olan kızamık vakalarının son dönemde artışa geçtiği, bu yıl kızamığa yakalananların sayısının ekim ayı itibariyle 26 bini aştığı, 9 kişinin ise hastalıktan dolayı hayatını kaybettiği belirtildi.

Söz konusu rakamların 2007'nin aynı dönemine göre yaklaşık 3 kat arttığına dikkati çeken örgüt, vakalardan 14 bininin Fransa'da 5 yaş üstü çocuk ve gençlerde tespit edildiğini kaydetti.

Hastalığa en sıklıkla rastlanan diğer ülkelerin ise İspanya, Romanya, Makedonya ve Özbekistan olduğu bildirildi.

Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri, kızamık vakalarındaki artışın düşük aşılama oranlarından kaynaklandığını belirterek, aşılanmayan kimselerin hastalığın yayılmasına yol açtığını kaydetti.

Kızamığa yakalananların yarısının aşı yaptırmadığının tespit edildiğini belirten yetkililer, hastalığın yayılmasının önlenmesi için yüzde 95'lik aşılama oranı hedefine ulaşılması gerektiğini de vurguladı.

Bulaştığı her 1000 çocuktan 1 ila 2'sinin ölümüne yol açan kızamık, hamile kadınlarda ise düşüğe ya da erken doğuma neden olabiliyor. Hava aracılığıyla kolaylıkla yayılan kızamık virüsünün, taşıyıcılarla temasa geçen kimselere bulaşma riskinin yüzde 90 civarında olduğu belirtiliyor.

1 Aralık 2011 Perşembe

Deneyerek öğrenin

Sınavlara aylar olmasına rağmen hazırlık sürecindeki öğrencilerin zihinleri karışık. 'Çalıştığım halde başarılı olamıyorum', 'Eksikliklerimi bilemiyorum' diyen adaylar, deneme sınavları ile genel durumlarını görebilir. Deneme sınavlarına girerek bilgi ve zamanı kullanmanın yanı sıra sınav kaygısıyla da baş edebilirler.Sınavlara hazırlık sürecinde öğrencilerin çalışmalarını olumsuz olarak etkileyen birçok iç konuşmaya şahit olmaktayız. Örneğin, 'çalıştığım halde başarılı olamıyorum', 'eksikliklerimi bilemiyorum', 'sınavlarda bildiğimi yapamıyorum, çok heyecanlanıyorum' türü konuşmalar hazırlık sürecindeki tüm öğrencilerin zihnini meşgul etmekte. Bu soruların etkisiyle sınava gerektiği gibi hazırlanamayan birçok öğrenciye rastlamak mümkün.

Neyi, ne kadar biliyorsunuz?

Sürekli ders çalışılıp, bilgilerin sınanmadığı durumlarda neyin ne kadar öğrenildiğini anlamak pek mümkün olmayacaktır. Hazırlık sürecinde asıl sorun neyi bildiğinizden çok neyi bilmediğinizdir. Öncelikle eksikliklerin bilinmesi, daha sonra bunların giderilmesi deneme sınavlarıyla kazanılacak bir durumdur.

Sınav stratejisi kazanmaya ne dersiniz?

Strateji genel bir bakış açısıdır. Deneme sınavlarıyla öğrenciler genel bir tablo görür. Sayısalcı öğrenci okul hayatında görmediği ama puan getirisi olan sosyal bilimler sorularıyla karşılaşacak, eşit ağırlık veya sözel öğrencisi yapabileceği sayısal nitelikteki soruların özelliklerini tanıyacaktır. Birçok öğrenci için hangi testten başlayacağı, kodlamaların nasıl yapılacağı türü soruların cevapları ancak deneme sınavlarıyla karşılığını bulur.

Öğrenmenin başka bir yolu da soru çözmektir.

Sınavlara hazırlık sürecinde farklı çalışma tarzları öne çıkmakta. Bunlar kimi zaman konu öğrenimi, kimi zaman genel tekrar ve özet çalışmaları, kimi zaman da test çözümüdür. Sınavlara belli bir süre kaldığında ise öne çıkan çalışma türü deneme sınavlarıdır. Salt öğrenilen bilgilerin kalıcılığını sağlamak için mutlaka uygulanarak kullanılması gerekir. İşte deneme sınavları bunun için bir fırsattır.

Sınav kaygısı ancak deneme sınavlarıyla aşılabilir.

Deneme sınavları bilgi, beceri ve zamanı kullanma becerilerinin yanında sınav kaygısıyla baş edebilmede önemli bir etkiye sahip. Sınav kaygısının en önemli nedeni belirsizliktir. Adaylar deneme sınavlarına girerek belirsizlikten kurtulup kaygı durumundan çıkabileceklerdir.

Zamanı yetirmede sorun yaşayanlar deneme çözsün.

Deneme sınavlarının sağladığı diğer bir fayda ise zamanı etkili kullanma becerisidir. Özellikle ilk kez sınava girecek adaylar, verilen sürenin verimli bir şekilde kullanılması yönünde sıkıntı yaşamaktadır. Sınavlarda zaman yetirememenin en önemli nedeni, pratiğin yapılamamasıdır. Bilginin test sistemine aktarılmasında deneme sınavları önemli rol üstlenir.

Deneme sınavı çözme aralığı ne olmalı?

Deneme sınavları konu ve genel kapsamlı olmak üzere farklı şekillerde olabilir. Konu kapsamlı sınavlarda öğrenilen konuya yönelik değerlendirmeler söz konusudur. Genel kapsamlı sınavlar ise tüm ders alanını kapsar niteliktedir. Derslere yönelik anlaşılmayan veya eksik hissedilen konular varsa adaylar, konu bilgilerinde çok büyük eksikler yaşamıyorsa deneme sınavları uygulayabilir. Konuların bitmeye başladığı ve gerçek sınava az bir zaman kaldığında genel kapsamlı deneme sınav uygulamaları daha gerçekçi olacaktır.

Denemelerin çözümüne ulaşılmalı, sonuçları iyi okunmalı.

Yapılan bir etkinliğin doğru veya yanlış olmasına ancak geri dönüşlerle ulaşılabilir. Deneme sınavları da bir tür zihinsel etkinliktir. Yapılanların doğruluk derecesi ancak çözümlerle anlaşılabilir. Eğer deneme sınavları okulda veya dershanede yapılıyorsa özellikle çözülemeyen sorular mutlaka çözdürülmeli, evde yapılıyorsa çözümlü deneme sınavları tercih edilmeli. Çözümlü denemeler adaylara, bir yandan eksikliklerini telafi etme fırsatı, diğer yandan farklı soruları farklı yollarla çözme fırsatı sunacaktır.

Özensiz seçilen denemeler zaman kaybına neden olur.

Her ne kadar gerçek sınav gibi olmasa da uygulanacak deneme sınavlarının seçimine özen gösterilmelidir. Denemelerin asıl sınavı yansıtacak düzeyde olmasına dikkat edilmeli. Bunun için de kaynak seçimine özen gösterilmelidir. Yoksa sınav sonrasında alınan puanlar yanıltıcı olacağı gibi öğrenciler için de zaman kaybına neden olacaktır. Evde veya okulda deneme sınavlarından verim alabilmek için mutlaka sınav yönergelerine uyulması gerekir.

*FEM DERSHANELERİ REHBERLİK KOORDİNATÖRÜ

Günde 2 kutu şekerli içecek kalp hastası yapıyor

Günde iki kutu veya daha fazla şekerli içecek tüketen kadınların kalp hastası olma ihtimali artıyor.Amerikan Kalp Vakfı'nın yıllık kongresinde sunulan araştırmada, kalp rahatsızlığı bulunmayan 4.166 kişinin sağlık durumu beş yıl boyunca takip edildi. Günde iki kutu veya daha fazla şekerli içecek tüketenlerin vücut kitle endeksinin daha az tüketenlere oranla 2,5 kg/metrekare fazla, bellerinin 5,5 santim daha kalın olduğu ve yüzde 50 daha az hareket ettikleri görüldü. Ayrıca kadınlarda trigliserid değerlerinin yükseldiği, glikoz toleransının bozulduğu gözlemlendi. Bilim adamları, kilo almasalar da risk faktörlerinin geliştiğini tespit etti. ANKARA AA